Çoğumuzun zaman zaman zorlandığı, çekindiği, bazılarımızın yaş aldıkça yavaş yavaş öğrendiği bir konu var: sınır koymak ve hayır diyebilmek.
Önce hayır demek kısmına bir bakalım. Neden hayır demekten çekiniriz? Genelde onaylanma, sevilme arzusu, dışlanma ve bencil görünme korkusu yüzünden hayır diyemiyoruz. Özellikle toplumdan dışlanma korkusu nedeniyle birine hayır dediğimizde amigdala devreye girer ve yaşadığımız fiziksel huzursuzluk, çarpıntı bundan dolayı gerçekleşen evrimsel bir reflekstir. Hayır cevabı, evete göre beynimizde küçük bir stresle tehdit algısı yaratır.
Hayır diyemeyen birinin ailesine bakalım. Nasıl bir ailede büyümüş olabilir? Bu kişilerin ailesi bağlanma kuramı ve şema terapiye göre koşullu sevgi ve onay mekanizması olan, aşırı korumacı veya otoriter, narsistik veya duygusal olarak olgunlaşmamış çatışmadan kaçınan aile modelindedir. Özellikle koşullu sevgi veren, aşırı korumacı otoriter ailede sevgi sadece “x yaparsan, uslu durursan sevilirsin” mesajı vardır. Çocuğun hayır deme hakkı yoktur ve her zaman itaat beklenir.
Peki sınır koymak ne anlama gelir? Evet demek başka bir şeye hayır demektir. Her seçim, bir vazgeçiştir yani. Sınır koymak genelde anlaşıldığı gibi duvar çekmek değil kapı oluşturmaktadır. Bu kapı sağlıklı ve net ilişkiler kurmaya, kişinin mental/fiziksel sağlığını korumaya yarar. Sınır koyamayan kişilerin aileleri, iç içe geçmiş aile modelindedir. Duygusal/fiziksel sınırlar yoktur veya azdır. Bireyselleşme tehdit olarak görülür. Kurban/kurtarıcı rolleri ile çocuk yaşından büyük roller üstlenir, ebeveyninin kurtarıcısı rolündedir. Hiyerarşik ve itaat odaklı düzlem burada da vardır ve “sen çocuksun anlamazsın” gibi cümlelerle karşılaşırız. “Elalem ne der” düşüncesi çok önemlidir. Akrabalar ve çevrenin yüzünden rol karmaşası ve haklara işgal vardır.
Hayır diyemeyen sınır koyamayan birinde omnipotans görülebilir. Bu kelime, “her şeye gücü yetmek” anlamına gelir. Gizli bir kurtarıcı fantazisi gibi çalışır. Kişinin etki alanı sınırlarını aşarak başkalarının duygularından, başarısızlığından, olumsuzluklarından kendini sorumlu tutması olayıdır. “Ben hayır dersem şirket batar, annem üzülür, x kişi yıkılır, her şey mahvolur” cümleleri omnipotansa örnektir.
Herkese evet dersek, sınır çizmezsek ne olur? Öncelikle samimiyet kaybolur ve rol yapma başlar. Gizli ve yoğun bir öfke taşırız, ilişkiler sömürgeye açık hale gelir, güven problemi yaşanır, kendi hayatınızın değil de başkalarının istediği hayatı yaşarız, tükenmişlik ve kronik-fiziksel rahatsızlıklar yaşarız, kimlik kaybı görülür, düşük öz saygı ve suçluluk hissedilir. Yani düşündüğümüz gibi herkesin sizi sevmelerini sağlayamaz, herkesi mutlu edemez ve üstüne üstlük kendinize, kendi kimliğinize zarar verirsiniz.
Gelelim son kısma. Her şey iyi güzel de nasıl hayır diyeceğiz? Bu konuda farklı metotlar var. Bunlardan birisini uygulamaya başlayarak bebek adımları atabilirsiniz. Öncelikle zaman isteyerek hayır denilebilir; böylece hissettiğiniz baskı azalır ve hemen evet dememiş olursunuz. Sandviç metodu ile olumlu- olumsuz-olumlu cümleler kurarak reddi yumuşatabilirsiniz. Alternatif teklif sunarak öneride bulunabilirsiniz veya (benim en sevdiğim) açıklaması kısa ve net bir hayır diyebilirsiniz. Sınır koymak için de fiziksel, duygusal, zihinsel sınırlar koyarak, bilgilendirme yaparak ve net kurallar koyarak kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz.
