At sahibine göre kişner
Bebeklik döneminde ayna nöronlar sayesinde ebeveynleri taklit etmeye başlarız. Davranışsal öğrenme sayesinde de bu hareketler pekişir. Bebek bir şeyin iyi mi kötü mü olduğuna veya neye nasıl tepki vereceğini bilmediğinde, ebeveynlerin yüzlerine bakarak anlar. Çocukluk döneminde de erişkinlik döneminde de aynı nöronlar çevresel tepkilerden nasibini alır. Yetişkinlikte günlük hayatta birçok şey yaşarız. Tepkilerimiz sadece içeriden gelmez. Ne yapacağımızı bilmediğimiz durumlarda çevredekilerin yüz ifadelerini anlamaya çalışırız. İnsanlarla yapılan deneylerde “gözlemci etkisi” vardır; bir gözlemci olduğunda denekler farklı tepkiler verirler. Aynı şekilde üçlü kör deneylerde mümkün olduğu kadar az bilgi verilir ve gözlemci orada değildir. Bu da gözlemci etkisini en aza indirmek için yapılmaktadır. Bir başka örnekte Cern’ün meşhur çift yarık deneyidir. Elektronlar gözlemciler varken farklı, yokken farklı davranmaktadır. Yani her şekilde bu yapılar etrafında insan varken farklı davranış sergilerler.
Gündelik yaşamda her yerde her şekilde dış uyarana maruz kalıyoruz. hala karar nedir, nasıl karar veriyoruz konusu bilinmezliğini koruyor. Kişilerin karakteri oturmuş olsa bile durumlara farklı tepki verebiliyorlar. Eğer ortada belirli bir patoloji/nevroz yoksa kişinin tahmin edilebilir olmasını bekleriz fakat her günümüz aynı değil, değil mi? Sürekli mutlu olamayız; mutluluk an’da yaşanan bir duygudur. Yenilikler, spor, beslenme, alınan haberler, uyku düzeni gibi şeyler beynimizi haliyle davranışlarımızı etkiler. Her gün beynimizden kaynaklı sebeplerde yeni biri gibi uyanmış oluruz dersem yalan olmaz.
Gelelim ikili ilişkilere. Her gün ortalama bir insan davranışına sahip olsak da bazı durumlarda farklı tepkiler verebiliriz. Bazen daha azını bazen de çok fazlasını. Diyelim ki bir ecdadımıza küfür ediyor. Çok büyük ihtimal sinirleniriz ama küfür eden arkadaşımız ise güler geçeriz. Yine diyelim ki sevişirken dümdüz sevişen ve oldukça ateşli sevişen iki kişi var. İkisiyle de aynı mı sevişiriz? Dümdüz sevişen “neden kan verir gibi yatıyorsun” derken ateşli sevişene bildiğimiz her hüneri göstermek isteriz.
Sohbet ederken de verdiğimiz tepkiler herkese aynı olmaz. O gün hissettiğimiz duygu durumlarına, sohbete, karşıdakine verdiğimiz değere göre değişiklik gösteren etmenler vardır. Sessiz bile olsanız karşı taraf çok konuşur ve sizi konuşturmaya çalışırsa sizin de sessizliğiniz kısmen bozulur. Kimseye değer vermeyenlerin bile değer verdiği kişiler olur bu özel kişilere davranışlar genelde farklıdır. Bir öğrenci veya çalışan, öğretmenine veya yöneticisine göre daha azimli/çalışkan olabilir.
Neticede “at sahibine göre kişner.” Yeter ki at doğru gününde olsun.
