Evet kilo aldım, aynen

Evet kilo aldım, aynen

Bir süredir uğraştığım çok şey var. Öncelikle var olmaya çalışıyorum diyebilirim. Var olmaya çalışmak başlı başına zorken bir de hayat mücadelesi var. Kimin ne yaşadığını sadece yaşayan biliyor. İzleyenler için bu sadece bir gösteri. Bugün kilo alma konusuna bakalım dedim. ”Bu yoktu, anasını satayım içimden geldi.”

Birkaç senedir depresyonla mücadele ediyorum. Çeşitli ilaçlar ve terapiler ile bu mücadele sürüyor. Hayatı yeniden sevmeye çalışırken, özellikle

İlaçların da etkisiyle zamanla kilo aldım. İşin kötüsü kiloyu vermeye çalışmıyorum çünkü içimden hiçbir şey gelmediği gibi kilo vermek, spor yapmak da gelmiyor. Hayatımın bir çok noktası değiştiği gibi, bu sürede insanların bana olan tavrı da değişti. Özellikle kilo aldıktan sonra bana gelen mesajlar ve davranışların değiştiğini gözlemledim ve bunu sizlerle paylaşmak istedim. Peki nasıl bir değişimden bahsediyorum? İlk olarak gelen tanışma mesajları farklılaştı. Biri tanışmak istediğinde ve reddedildiğinde hemen ”sen de Adriana değilsin, öküz gibi olmuşsun, dana gibisin” gibi şeyler gelmeye başladı. Olumsuz yanıt alan insanların genel özelliği, kırılgan egoları neticesiyle karşı tarafa zarar vermeye meyilli olmaları. Başta birini beğenip tanışmak için mesaj atarken iyiydi ama ret alınca nedense tamamen tavır değiştirip ”kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş” misali hakaret ediyorlar. Bir diğer değişim de beni uzaktan görüp veya yanıma bir 5 dakika uğrayıp sonra kaçan insanlarda oldu. Bu kişilerle buluşmaya çalışırken beni gördüklerinde uzaklaşıyor veya yanıma geldikten kısa bir süre sonra çeşitli yalanlarla yanımdan ayrılıyorlar. Açıkçası evet, kimse kimseyi beğenmek zorunda değil fakat birine söz vermişken böyle bir tavır ne kadar doğru? Birinin yanına gidiyorsunuz ve onu daha tanımadan/konuşmadan, yalan atarak (gerçeği söylemeye götü yemiyor çünkü) gidiyorsunuz. Veya daha kötüsü onu uzaktan görüyor, beğenmiyor, söz verdiğiniz halde uzaklaşıyorsunuz. Bu saygısızlık değil de nedir inanın bilmiyorum.

Şimdi işin sosyolojik ve psikolojik taraflarına bakalım. Neden başkasının bedenine yorum yapmamalıyız?

Toplumda kilo alan veya kilolu bireylerin maruz kaldığı bu olumsuz tutum kesinlikle haklı veya meşru bir durum değildir; aksine bu durum sosyoloji ve psikolojide kilo damgalaması veya beden aşağılama olarak adlandırılan yaygın bir ayrımcılık türüdür. Toplum, kiloyu tamamen bireysel bir irade, tembellik veya disiplinsizlik meselesi olarak görme eğilimindedir. Oysa kilo; genetik, hormonal dengeler, psikolojik faktörler, kullanılan ilaçlar ve sosyoekonomik koşulların bileşkesidir. İnsanlar ”herkes, hak ettiğini yaşar” yanılgısına çok düşüyor. Pek çok kişi, aşağılama veya haddini aşan yorumlarını “senin sağlığını düşündüğüm için söylüyorum” kılıfına sokar. Oysa araştırmalar, aşağılamanın sağlık üzerinde tam tersi olumsuz etkiler yarattığını göstermektedir.

Bir insanın başka birinin bedeni üzerinde söz hakkına sahip olamaması, hem etik hem hukuki hem de psikolojik sınırların en temel kuralıdır. Bir başkasının görünüşü, kilosu, sağlığı veya fiziksel tercihleri üzerinde fikir belirtme hakkı görmek, o kişinin birey olma hakkını ve kişisel sınırlarını ihlal etmektir. Sonuçlarını ve zorluklarını taşımadığınız hiçbir fiziksel durum hakkında karar verici veya eleştirmen olamazsınız. Bu, ilişkideki eşitliği bozar ve örtük bir tahakküm kurma çabasıdır. Yakınlık derecesi (aile, arkadaş, partner) ne olursa olsun, talep edilmeyen her fiziksel eleştiri doğrudan bir sınır ihlalidir.

Siz dışarıdan sadece “kilo” görürsünüz; o kiloya neden olan savaşı, acıyı ya da biyolojik süreci bilemezsiniz. Bilmediğiniz bir mücadeleye dışarıdan not vermek hadsizliktir. Aynaya bakan her insan kilo aldığını, verdiğini, yaşlandığını veya saçının döküldüğünü zaten bilir. Sizin bunu ona sesli olarak söylemeniz ona yeni bir bilgi katmaz; sadece “Seni izliyorum, kusurlarını kaydediyorum ve seni yargılıyorum” mesajı verir. Karşı tarafa faydası olmayan, sadece huzursuzluk veren bir yorumun hiçbir meşrutiyeti yoktur.

İnsanların ruh sağlığını bozma riski taşıyan bir konuda susmak en temel ahlaki sorumluluktur.

Bir insanın arabasını izinsiz boyayamazsınız, cüzdanını açıp parasını sayamazsınız, evine davetsiz giremezsiniz. Beden, bir insanın sahip olduğu en özel mülktür. Birisi size “Bedenim hakkında ne düşünüyorsun?” diye sormadığı sürece, o alan hakkında konuşma hakkınız yoktur.

 

Visited 90 times, 1 visit(s) today