Baba Yorgun

Baba Yorgun

 

Kim yorgun değil ki? Yine de bakalım insanı neler yoruyor?

Fiziksel yorgunluk dediğimiz şey genelde ağır iş gücü nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Kronikleşen ağrılarımız mesela, uzun çalışma saatleri ve sağlıksız koşullar sonrasında yaşanıyor. Bir diğer sebep vücuttaki hormon ve vitamin değerleri düşüklüğünden ortaya çıkmakta. Yazın aldığımız güneş bize yetmiyor. Haliyle ülkece D vitaminimiz düşük örneğin. O yüzden kan testlerini ihmal etmemelisiniz. Büyük şehirlerde yapılan aktarmalar, sporsuz yaşam, sağlıksız beslenme, sigara fiziksel dayanıklılığını azaltan etmenlerden birkaçı. Bir de depresyon var ki başlı başına fiziksel bir yorgunluk sağlıyor insana.

Ruhen yorgunluk daha kapsamlı. Insanın ruhu her şekilde yorulabilir. Peki kim oğlum bizi bu kadar yoranlar? Öncelikle aile meseleleri kronikleşen bir ruh emici. Seneler sürüyor ve insanı çıkmaza sürüklüyor. Iş yaşamı da keza bu şekilde. Asgari ücret hiçbir şey yetmiyor. Asgari üstü çalışanlar da yöneticinin tripleriyle uğraşıyor. Ağır sanayide çalışmak insanı hem fiziksel hem ruhsal olarak yoruyor. Yanımızda destek olan arkadaşlar var desek de kaç kişinin acil durumlarda ulaşabileceği kaç kişi var acaba? Sorsan hepsini zor zamanlarında yanındayken işler ciddileşince kaç kişi yardıma koşuyor?

Hepsini geçtim bir de günlük hayatta laf anlatmaya çalıştığımız tipler var ki en çok bunlar yoruyor bile olabilir. Hani bir söz var “cahille sohbeti kesemiyorsun çünkü anlamıyor” diye. Durum tam olarak bu. Cahil olana, seni anlamayana laf anlatmak imkansız. Onca trip, alınganlık, laf sokma karşısında taş olsa çatlar. Aynı dili konuşmadığımız insanlar genelde yoruyor yani.

Gelelim dete mevzularına efendim. Ben çok sık date çıktığım için artık bunalmış durumdayım. Ne konuşacak konu bulabiliyorum ne de uyum sağladığım insanları. “Shreking” denen bir şey çıktı şimdilerde. Fiziksel olarak o kadar da beğenmediğimiz kişilerle eşleşmeye deniyor. Ben de arada bunu yapıyorum fakat karşı tarafta bir tripler, bir haller… Pişman ediyorlar insanı. “Adam sandık eşeği alnımıza dayadı taşşağı” mevzusu gerçekleşiyor. Normalde detelerde bir heyecan olur, özen gösterirsin kendine. Ama artık ne mümkün! Çoğu bir biralık dateler oluyor. Konuşmayan mı dersin, hiçbir şey söylemeden kaçan mı, hesabı kitleyip giden bir dersin neleri var neleri… Herkes sağa sola atarak en iyisinin peşinde, sanki kendisi çok iyiymiş gibi! Teknolojiye dete’e çıkmak için mecburuz ama yine aynı teknoloji bizi yoruyor farkında değiliz. Hep olmadığımız biri gibi görünüp fake pozlar veriyoruz. Hep en mutlu biziz, en çok biz geziyoruz falan. Fake davranan insanların tuzağına düşüyoruz. Kişilerin gerçekte nasıl olduğunda değil de işine, parasına, kilosuna takılıyoruz. Kimse öyle güzel ruhların peşinde değil. Ha bir de farklı sebeplerden aşağılamaya çalışan patolojik vakalar var ki allah kimseyi onlara düşünmesin. Insanın, insandan üstün olduğunu sanıyorlar, ne acı…

Sonuç olarak baba yorgun. Artık her gün birbirinin aynısı. Karşıma çıkan tipler her ne kadar farklı gözükse de bir şekilde birbirinin kopyası şeklinde. Insanların heybesinde taşıdığı yükler hep benzer. Yanlış anlaşılmak istemem. Kimseyi yargılamamaya çalışıyorum. Hepimiz farklı yükler taşıyoruz. Yine de terapiye gitmeden, kendi problemlerine odaklanmadan bunları başkasına yıkmasına öfkeleniyorum. Önce kendi problemlerini fark edip harekete geçmek gerekiyor. Sonrası uygun insanları tanımaya çalışmak. Hayat zaten yorucu daha da yorulmaya gerek yok. Yormayan insan dileklerimle.

Visited 94 times, 1 visit(s) today