İlk Buluşma
Evet konumuz ilk buluşma. Bu etkinliğin 2 adet ruh hali var; heyecan verici olanı ve olmayanı. Gelin önce heyecan vericiye bakalım.
Eğer biri ilginizi gerçekten çektiyse içiniz kıpır kıpır olur. Ona göre duş alınır, giyinilir, kokular sürülür. İnsanın içinde tatlı bir telaş ve heyecan bulunur. Muhtemelen, karşılıklı şekilde, ilgilenilen kişinin özellikleri ve hobileri bilinir. Ortak noktalar da varsa demeyin keyfine… Eğer beğeni çoksa kişi, 23 Nisan çocuğuna bile dönüşebilir. Hafif bir kalp çarpıntısı, etrafta görünmeyen konfetiler yer alır.
Ve onu ilk gördüğün an… Bazen hayallerle, gerçekler örtüşür. Tam da beklenen gibi çıkar beklediğiniz kişi. Sohbet akar da akar. Hem zorlanmadan sohbet etmenin keyfi başka nerede var ki? Hele bir de cinsel çekim olduysa of of… Bir sürü hormon, keyif verici düşünce ve kahkahalarla sohbet. Fakat kişi beklendiği gibi ya da beklentiden bağımsız şekilde uygun olmayan biri gibi çıkarsa büyük ihtimal hayal kırıklığı yaşarız. Karşımızdakini fiziksel olarak beğenmeyebiliriz, sohbet hoşumuza gitmez ya da söylediği bazı şeyler irite edebilir. Bu büyük bir heyecanın içimizde patlamasıdır. Her zaman dediğim gibi herkes, herkese uymak zorunda değil. Zaten Cihan Canova’nın dediği gibi “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu aşk sanıyorsunuz.” Hayal dünyamız teknoloji ile birlikte gördüğümüz kişiyi doğru kişiyi sanmamıza sebep oluyor. Bir fotoğrafa, bir gülüşe, yani bir an’a tutulup heyecan duyuyoruz. Aslında çoğu kişi en iyi halini fotoğraflara eklediğinden, karşımızdakini asıl halini çok sonra öğrenebiliyoruz. “Gerçek yüzünü sonradan gösterme” meselesini işte. Kimse dertli, ağlak, sorunlu tiplerle olmak istemiyor -da hangimiz sorunsuz bilmiyorum. Heyecan algısal bir ilizyondur. Fotoğraflara bakarak karar veriyoruz artık. Sağa sola atıyoruz insanları; yazdıkları, düşündükleri, karakteri, yaşamı önemsemiş gibi.
Bir de heyecan duyulmayan ilk buluşmaya bakalım. Bu durumda günlük rutinlerimize devam ederken “e hadi bir görüşeyim” diyoruz. Bir beklenti olmuyor, heyecan yok, içimizdeki 23 Nisan çocuğu çok uzaklarda. Bir beklenti olmadığından, ne çıkarsa bahtınıza. Aslında çoğu zaman beklenti olmaması işinize bile gelebilir, en azından hayal kırıklığı yaşamazsınız. Heyecan yoksa beklenti de olmuyor haliyle. Çoğu zaman benim gibi date e çok çıkıyorsanız sürprizleri açıksınız demektir. Bu durumun da olumsuz yanları elbette var. Herhangi bir beğenmeme durumunda karşınızdaki kişi sizi bahaneyle ortada bırakabilir veya en medeni şekilde beğenmediğini ifade edebilir. Tam tersi buluşma çok keyifli de geçebilir, bu da işin sürpriz kısmı.
Eğer öylesine bir buluşmaysa ve sohbet keyifli değilse bir içecek boyunca belirli konular konuşulur: nerelisin, kaç kardeşsin, nerede okudun, evcil hayvanın var mı, boş zamanlarda ne yaparsın, spor yapıyor musun gibi klasik şeyler boş boş konuşulur. Derinlemesine pek sohbet edilmez, zaman da geçmek bilmez zaten. Bu yüzden ortak nokta ve ilgi alanları buluşmalar için kilit noktadır.
Date’ler her zaman flört ile sonuçlanmaz. Eğer arada cinsel çekim yoksa sohbet de tutarsa arkadaş da olunabilir. Her şeyin başı iyi bir iletişim. Keyifli sohbet ettiklerinizi kaçırmayın derim. Bu güzel insanların çok kolay harcandığı bu zamanda doğru insanları bulmak ve onları hayatta tutmak oldukça zor.
İlk buluşma nasıl olursa olsun güzel insanlara denk gelmeniz dileklerimle.
